ANASAYFA

PROFİL

ARŞİV
O'na Not Bırakın
Sizin için,bir ömür ayıran sevgiliye Ömrünüzden bir vakit ayırmaya hazırmısınız... Sizin için bir ömür ağlayan bir sevgiliye not bırakmak için resime tıklayın
Kalemden Dökülenler
Bu Vuslatı Hicran Etme...
...
Naz Ayı Ramazan...
...
SEVGİLİ…
Beraat Vakti...
Hani Bir Yanımız...
Leyle-i Mirac
Zindan
Bırakıp Gittiğin Kadarız
Başlıksız
Derdimendim...
Medine'nin Gülü...'Muhyi'...
...Ayrılana dek...
Yangınımızı Daim Eyle..
Üç aylar ...
Ey Vahdet !
8 Haziran__ Peygamberimiz Efendimiz (S.a.v.)'in Vefatı..
YAKARIŞ...
Allah Yeter...
Kelamullah
Hadis Günlüğü
En Emin El Emin(S.a.v)
Bağlantılarım
RSS
Hayırda Yarış

Ahir Zaman Garipleri

2/6/2009

YAKARIŞ...

Üç idrâk...belki üç sır. Katlanmayı bekleyen basamaklar ve koca bir kapı.
Ben bu kapıyı dahi aralayamayan çocuk...ama meraklı:

I - ...sükût. her satır başına düşen koca bir derya; ama yalınız. Tek başına belki koca kainatı elpençe divan durdurabilir. Ama alem ötesine güç yetiremez...
...ve işte anahtar: sükût ve aşk...aşk-ı sükût.

II- ...varlığından sıyrılış; hiçlik...ama kuru bir hiçlik değil. ...ince bir çizgidir denge; onu kayıp ediş, hiçlikte çırpınıştır. Ötelerin kapısıdır hiçlik, doğru; fakat gelişi güzel hiçlik değil.
...ve işte çözümlenmesi gerekir ilâçlar: hiçlik ve varoluş... ama nasıl bir var..?
/ ben bile âcizim idrakten... /

III- ...koca bir buluş. Sevgi ve aşk; işte dengenin ötesi: Habîb!
Sükût’u bilmeseydik, içimize dönemezdik; aşk olmasaydı sükût’tan haz alan olur muydu (?)
Benliği bırakmasaydık “varlık iddiasından” kim caydırırdı bizi;
Ya hiçlikte bir var oluş bulamazsak, “ene”ye koşan yolları kim kapardı bize... (?)




...

Bütün bu yolları geçemeyen nasıl erer üçüncü kapıya;
Sükût bilmeyen nasıl konuşur Seninle, aşka niyet etmemiş nasıl sükût bilsin...
Hiçlik tatmamış olan nasıl tanır Seni, nasıl sever seni bütün varlığıyla...
Sevgi’den sıyrılamamış, her noktada sevgi gören aşkı nasıl bilsin;
Sevgi’de bîhûş olan, aşkı nasıl görür...maşûk’u, sevmesi gerekeni nasıl akleder.
...
İşte ey Habîb!.. Her kapı sana açılır; açılmak da zorundadır. Bu satırlar arasında kaybolmak varken, ben hâlâ “enaniyet” güden bîçare...
kıtmîriniz olma hayâlinde, nefsaniyet izleri taşıyan varlık iddiasında mahlûk...
...
Sükût’ta boğularak...bütün çağrış ve bağrışlar mühür; şu satırlara düşen lütfâ nokta...
...
Ben bir Hiç...ve Sen;
Ey bütün mevcudâtın, ister istemez aradığı, bulmak için çırpındığı sır;
Değeri bir türlü idrâk edilememiş sonsuz ve Lütf-û Kebîr...
...
Ve işte Kelâmullah: “Habîbim!”
...”Habîbullah”.

Muhammed Hakan YILDIZ

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır
  1. Yazan: hesnanokta | Tarih: 2009-06-04 18:46:52
    Konu: :)
    Yine güzide konulardan birisi.

    Gönlüne sağlık can :)

    Bağlantı »

Esma-i Nebi


"Hz. MUHAMMED s.a.v 'in İsimleri Ve Manaları "


ABDULLAH
(Allah (cc)'ın kulu)


ÂBİD
(Kulluk eden, ibadet eden)


ÂDİL
(Adaletli)


AHMED
(En çok övülmüş,sevilmiş)


AHSEN
(En Güzel)


ALİ
(Çok Yüce)


ÂLİM
(Bilgin,Bilen)


ALLAME
(Çok Bilen)


ÂMİL
(İşleyici,İş Ve Aksiyon Sahibi)


AZİZ
(Çok Yüce,Çok Şerefli Olan)


Beşir
(Müjdeleyeci)


BURHAN
(Sağlam Delil)


CEBBAR
(Kahredici,Galip)


CEVAD
(Cömert)


ECVED
(En iyi,En Cömert)


EKREM
(En şerefli)


EMİN
(Doğru Ve Güvenilir Kimse)


FADLULLAH
(Allah-ü Teâlanın ihsânı, fazlına ulaşan)


FARUK
(Hakkı Ve Bâtılı Ayıran)


FETTAH
(Yoldaki Engelleri Kaldıran)


GALİP
(Üstün Olan)


GANİ
(Zengin)


HABİB
(Sevgili,Çok Sevilen)


HADİ
(Doğru Yola Götüren)


HAFIZ
(Muhafaza Edici)


HALİL
(Dost)


HALİM
(Yumuşak Huylu)


HALİS
(Saf,Temiz)


HAMİD
(Hamd Edici,Övücü)


HAMMAD
(Çok Hamdeden)


HANİF
(Hakikate sımsıkı sarılan)


KAMER
(Ay)


KAYYİM
(Görüp,Gözeten)


KERİM
(Çok Cömert,Çok Şerefli)


MACİD
(Yüce Ve Şerefli)


MAHMUD
(Övülen)


MANSUR
(Zafere Kavuşturulmuş)


MASUM
(Suçsuz,Günahsız)


MEDENİ
(Şehirli,Bilgili Ve Görgülü)


MEHDİ
(Hidayet Eden,Doğru Yola Erdiren)


MEKKİ
(Mekkeli)


MERHUM
(Rahmetle Bezenmiş)


MES'UD
(Mutlu)


METİN
(Çok Sağlam Ve Güçlü)


MUALLİM
(Öğretici)


MUKTEDA
(Peşinden Gidilen)


MÜBAREK
(Hayırlı,Breketli)


MÜCTEBA
(Seçilmiş)


MÜKERREM
(Şerefli,Yüce)


MÜKTEFİ
(İktifâ Eden,Yetinen)


MÜNİR
(Nurlandıran,Aydınlatan)


MÜRSEL
(Elçilikle Görevlendirilmiş)


MÜRTEZA
(Seçilniş,Beğenilmiş)


MUSLİH
(Islah Edeci,Düzene Koyucu)


MUSTAFA
(Çok Arınmış)


MÜSTAKİM
(Doğru Yolda Olan)


MUTİ
(Hakka İtaat Eden)


MU'Tİ
(Veren İhsân Eden)


MUZAFFER
(Zafer Kazanan,Üstün Olan)


MÜŞAVİR
(Kendisine Danışılan)


NAKİ
(Çok Temiz)


NAKİB
(Halkın İyisi,Kavmin En Seçkini)


NASİH
(Öğüt Veren)


NATIK
(Konuşan, Nutuk Veren)


NEBİ
(Peygamber)


NECİYULLAH
(Allah'ın Sırdaşı)


NECM(İ)
(Yıldız)


NESİB
(Asil,Temiz Soydan Gelen)


NEZİR
(Uyarıcı, Korkutucu)


NİMET
(İyilik,Dirlik Ve Mutluluk)


NUR
(Işık,Aydınlık)


RAFİ
(Yükselten)


RAGIB
(Rağbet Eden,İsteyen)


RAHİM
(Mü'minleri Çok Seven)


RAZİ
(Kabul Eden,Hoşnut Olan)


RESUL
(Elçi)


REŞİD
(Akıllı,Olgun,İyi Yola Götürücü)


SAİD
(Mutlu)


SABIR
(Sabreden, Güçlüklere Dayanan)


SADULLAH
(Allah'ın Mübârek Kulu)


SADIK
(Doğru Olan,Gerçekci)


SAFFET
(Arınmış,Seçkin Kişi)


SAHİB
(Mâlik,Sohbet Edici)


SALİH
(İyi Ve Güzel Huylu)


SELAM
(Noksan Ve Ayıptan Emin Olan)


SEYFULLAH
(Allah'ın Kılıcı)


SEYYİD
(Efendi)


ŞAFİ
(Şefaat Edici)


ŞAKİR
(Şükredici)


TAHA
(Kur'ân-ı Kerîm'deki İsmi)


TAHİR
(Çok Temiz)


TAKİ
(Haramlardan Kaçınan)


TAYYİB
(Helal,Temiz,Güzel,Hoş)



VAFİ
(Sözünde Duran,Sözünün Eri)


VAİZ
(Nasihat Eden)


VASIL
(Kulu Rabb'ine Ulaştıran)


YASİN
(Kur'ân-ı Kerîm' deki İsmi,Gerçek İnsan,İnsan-ı Kâmil)


ZAHİD
(Mâsivadan Yüz Çeviren)


ZAKİR
(Allah'ı Çok Anan)


Veda Hutbesi
Veda Hutbesi

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Kategorilerim
Emaneti Kudsiye
<%Emaneti Kudsiye%>








O'na Ait Eserler

Blog Ekle