ANASAYFA

PROFİL

ARŞİV
O'na Not Bırakın
Sizin için,bir ömür ayıran sevgiliye Ömrünüzden bir vakit ayırmaya hazırmısınız... Sizin için bir ömür ağlayan bir sevgiliye not bırakmak için güle tıklayın
Kelamullah
Kalemden Dökülenler
NALEZAR
Ziyaret İçin Tıklayın
Hayırda Yarış
Kutlu Doğum Salavat Kampanyamıza Katılmak İçin http://nuruhilalsalavat.blogcu.com/
Emaneti Kudsiye
<%Emaneti Kudsiye%>
Ahir Zaman Garipleri

12/5/2008

Bir Bilal r.a vardı...


***

Köleydi Bilal. Efendisi Umeyye bin Halef, şirkin kararttığı bu çirkin kalpli adam kölesinin gönlündeki aydınlığı, iman ışığını sezmişti. Öfkesinden deli divane olmuş, küplere binmişti. Nasıl olurdu? Kendisinin izni olmadan efendisine sormadan köle Bilal, zenci Bilal nasıl olurdu da putları terk eder İslâm’ı seçerdi? Hesap vermeliydi… Duramıyordu yerinde.

Çöl güneşinin alev alev yaktığı o Mekke gündüzünün öğle sıcağında yanan kumların üzerine Bilal’in, o temiz yürekli siyah tenli insanın çıplak vücudu gömülecekti. Gömülmekle de kalmayacak, üzerine kalkamayacağı kadar bir ağırlıkta koca taşlar dizilecekti. Böyle düşünüyordu zalim efendi Umeyye bin Halef ve düşündüğünü uygularken de en küçük bir acıma duygusu hissetmiyordu içinde.

Bir insanın tahammül hudutlarını çoktan aşan dayanılmaz işkenceler altında yanan Bilal’in dudaklarından tek bir kelime duyuluyordu…

Ehad… Ehad… Ehad…

Yani; Allah bir… Allah bir… Allah bir…

İşkenceler ağırlaşıyordu ama Bilal’in cevabı asla değişmiyordu. Artıyordu işkenceler… Saatler geçiyor fakat cevap yine değişmiyordu. Bilal sadece “Ehad… Ehad… Ehad…” diyordu. Işıktan mahrum Umeyye bin Halef, o incisiz sadef, o kararmış kalp işkence üzerine işkence deniyordu. Bilal’in cevabı değişmiyordu.

Bilal bu kelimeleri öylesine içten söylüyor ve Yaradanına emanet ediyordu ki çöllerin her bir kum tanesinin arasına gömülüyordu başka da gizleyecek yer yoktu. Şahidi kumlardı. Bir Allah bir de meleklerdi.

Göğsünün üzerindeki taş o her Ehad deyişte şahit oluyordu. Dersini almıştı Bilal. Laf olsun diye öylesine Ehad demiyordu. Bilerek söylüyordu, inanarak söylüyordu. Ehadiyetin cilvesine mazhardı. Her bir şeyde Halık-ı külli şey’in birçok isminin tecellisini tek tek görüyordu. Bilal’in kalbi ayna olmuş güneşi gösteriyordu. Onun için Bilal Ehad diyordu.

 Bilal kalbinde tecelli eden esmayı okuyordu, Ehadiyyeti gösteriyordu.

Allah birdi. Vahid-i Ehad’di.

Bütün kâinatta taşınan isimlerin cilvesine mazhar bir kalpti bu mahiyetiyle. Bilal kalp aynasında tecelli eden Ehadiyeti okuyor, haykırıyordu. Rahmanın iltifatını hissediyordu üzerinde. Taş da baş da, kuru da yaş da O’nundu. Konuşan dil de atan kalp de Allah’ındı. Bilal Allah’ın isimlerini haykırıyordu. Ehad’i duymaya tahammül edemiyordular.

Kaç saat, kaç gün sürdü, kim bilir kaç gece, kaç kez tekrarlandı bu işkence. Kimsenin bir şey bildiği yoktu, Bilal de unutmuştu, unutulmuştu ama Allah unutmamıştı. Tarihler hakkında kayıt düşmüştü Bilal için. İnancı, dini üzere ısrarlı, değişmez, gönülden bağlı bir insan, diye.

Umeyye’nin çıldırdığı, kudurduğu, Bilal’in yine

 Ehad… Ehad… Ehad… diye soluduğu bir gündü.

İlk inananlardan biri Ebabekir göründü. Müslümanların, inananların derdinin, ihtiyacının karşılayıcısı, Hz Peygamberin dava arkadaşı, gönül dostu. Umeyye’ye laf anlatmak kolay değildi. Kaskatı kalbine bir şeyin etki etmesi imkânsızdı ama herkesin bir açık kapısı vardı. Belki kesesi kursağı laf anlardı.

“Satar mısın” dedi Hz Ebabekir “bu köleyi bana?”

“7 ukiyye verirsen olur ” dedi Umeyye.

Ebabekir:

“Salıver Bilal’i, gel al paranı” dedi.

Yaralı ve bitkindi vücudu ama dipdiriydi kalbi Bilal’in. Dilinde Ehad kelimeleri ile yattığı yerden doğruldu, yeniden dirilmiş gibi kalktı Bilal. Halsizdi ama şimdi yepyeni bir dünyanın eşiğindeydi. Ebabekir büyük bir nezaketle “Artık Allah için hürsün Bilal” dedi. Bilal: “Allah mükâfatınızı kat kat versin” dedi ona. Hz. Ömer bu olayı hiç unutmaz sık sık hatırlatırdı sahabelere. “Efendimiz seyyidimiz Bilal, seyyidimiz Ebabekir’in hasenatındandır. Sevabındandır, iyiliğindendir,” derdi.

Bilal putlaşmış nefisler adına kurban edilecekti güya ama bakın ki işe, Bilal’i öldürmek istedikleri yerde Bilal dirilmişti. Bilal’i Ehad diriltmişti. Allah birdi, güçlüydü, kuvvetliydi. Bilirdi kimin ne derdi var, kim ne zaman ne şekilde kurtulacak, kim nasıl selamete ve huzura kavuşacak bilirdi O. Bilal Ehad dedikçe ufuklar şahit tutuldu, melekler yazdı bu kelimeleri, unutulmadı. Ehad dedikçe yardımcılar Allah’ın inayeti altında kol kanat gerdi onun için. Bilal acılar içinde kıvranırken bile acıyordu kafirlere. Çünkü o acıyı bedeninde hissetmeyen, ruhunda hiç duymayan biriydi O. Gerçek acının ne olduğunu biliyordu. Kendisine işkence edenlerin Allah’tan uzak kalan kalplerin, hidayet ve imandan uzakta kalan nasipsizlerin daha beter bir çölde, katılaşmış taştan da beter olan kalplerinin ağırlığı altında, cehennemden beter bir ateşte alev alev yandığını biliyordu, hissediyordu Bilal.

Bilal dipdiriydi. Bilal ölmemişti. Bilal Habeşliydi. Ama hicret emri gelmesine rağmen Habeşistan’a hicret etmemişti. Mekke’de kalmayı tercih etmişti. Bu nokta ve bu incelik üzerinde durulmaya değer. Tarihçilere bırakıyoruz onu. Bilal şimdi sevinçliydi, neşeliydi. Çünkü muhacirler arasında Medine’de Hz. Peygamberin yanındaydı, sevdiği ile beraberdi. O’nun doyum olmaz hizmetindeydi, emrindeydi.

 

 


Esma-i Nebi


"Hz. MUHAMMED s.a.v 'in İsimleri Ve Manaları "


ABDULLAH
(Allah (cc)'ın kulu)


ÂBİD
(Kulluk eden, ibadet eden)


ÂDİL
(Adaletli)


AHMED
(En çok övülmüş,sevilmiş)


AHSEN
(En Güzel)


ALİ
(Çok Yüce)


ÂLİM
(Bilgin,Bilen)


ALLAME
(Çok Bilen)


ÂMİL
(İşleyici,İş Ve Aksiyon Sahibi)


AZİZ
(Çok Yüce,Çok Şerefli Olan)


Beşir
(Müjdeleyeci)


BURHAN
(Sağlam Delil)


CEBBAR
(Kahredici,Galip)


CEVAD
(Cömert)


ECVED
(En iyi,En Cömert)


EKREM
(En şerefli)


EMİN
(Doğru Ve Güvenilir Kimse)


FADLULLAH
(Allah-ü Teâlanın ihsânı, fazlına ulaşan)


FARUK
(Hakkı Ve Bâtılı Ayıran)


FETTAH
(Yoldaki Engelleri Kaldıran)


GALİP
(Üstün Olan)


GANİ
(Zengin)


HABİB
(Sevgili,Çok Sevilen)


HADİ
(Doğru Yola Götüren)


HAFIZ
(Muhafaza Edici)


HALİL
(Dost)


HALİM
(Yumuşak Huylu)


HALİS
(Saf,Temiz)


HAMİD
(Hamd Edici,Övücü)


HAMMAD
(Çok Hamdeden)


HANİF
(Hakikate sımsıkı sarılan)


KAMER
(Ay)


KAYYİM
(Görüp,Gözeten)


KERİM
(Çok Cömert,Çok Şerefli)


MACİD
(Yüce Ve Şerefli)


MAHMUD
(Övülen)


MANSUR
(Zafere Kavuşturulmuş)


MASUM
(Suçsuz,Günahsız)


MEDENİ
(Şehirli,Bilgili Ve Görgülü)


MEHDİ
(Hidayet Eden,Doğru Yola Erdiren)


MEKKİ
(Mekkeli)


MERHUM
(Rahmetle Bezenmiş)


MES'UD
(Mutlu)


METİN
(Çok Sağlam Ve Güçlü)


MUALLİM
(Öğretici)


MUKTEDA
(Peşinden Gidilen)


MÜBAREK
(Hayırlı,Breketli)


MÜCTEBA
(Seçilmiş)


MÜKERREM
(Şerefli,Yüce)


MÜKTEFİ
(İktifâ Eden,Yetinen)


MÜNİR
(Nurlandıran,Aydınlatan)


MÜRSEL
(Elçilikle Görevlendirilmiş)


MÜRTEZA
(Seçilniş,Beğenilmiş)


MUSLİH
(Islah Edeci,Düzene Koyucu)


MUSTAFA
(Çok Arınmış)


MÜSTAKİM
(Doğru Yolda Olan)


MUTİ
(Hakka İtaat Eden)


MU'Tİ
(Veren İhsân Eden)


MUZAFFER
(Zafer Kazanan,Üstün Olan)


MÜŞAVİR
(Kendisine Danışılan)


NAKİ
(Çok Temiz)


NAKİB
(Halkın İyisi,Kavmin En Seçkini)


NASİH
(Öğüt Veren)


NATIK
(Konuşan, Nutuk Veren)


NEBİ
(Peygamber)


NECİYULLAH
(Allah'ın Sırdaşı)


NECM(İ)
(Yıldız)


NESİB
(Asil,Temiz Soydan Gelen)


NEZİR
(Uyarıcı, Korkutucu)


NİMET
(İyilik,Dirlik Ve Mutluluk)


NUR
(Işık,Aydınlık)


RAFİ
(Yükselten)


RAGIB
(Rağbet Eden,İsteyen)


RAHİM
(Mü'minleri Çok Seven)


RAZİ
(Kabul Eden,Hoşnut Olan)


RESUL
(Elçi)


REŞİD
(Akıllı,Olgun,İyi Yola Götürücü)


SAİD
(Mutlu)


SABIR
(Sabreden, Güçlüklere Dayanan)


SADULLAH
(Allah'ın Mübârek Kulu)


SADIK
(Doğru Olan,Gerçekci)


SAFFET
(Arınmış,Seçkin Kişi)


SAHİB
(Mâlik,Sohbet Edici)


SALİH
(İyi Ve Güzel Huylu)


SELAM
(Noksan Ve Ayıptan Emin Olan)


SEYFULLAH
(Allah'ın Kılıcı)


SEYYİD
(Efendi)


ŞAFİ
(Şefaat Edici)


ŞAKİR
(Şükredici)


TAHA
(Kur'ân-ı Kerîm'deki İsmi)


TAHİR
(Çok Temiz)


TAKİ
(Haramlardan Kaçınan)


TAYYİB
(Helal,Temiz,Güzel,Hoş)



VAFİ
(Sözünde Duran,Sözünün Eri)


VAİZ
(Nasihat Eden)


VASIL
(Kulu Rabb'ine Ulaştıran)


YASİN
(Kur'ân-ı Kerîm' deki İsmi,Gerçek İnsan,İnsan-ı Kâmil)


ZAHİD
(Mâsivadan Yüz Çeviren)


ZAKİR
(Allah'ı Çok Anan)


Veda Hutbesi
Veda Hutbesi

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Kategorilerim
  • Davranis Olculeri
  • Denemeler
  • Esma-i Nebi
  • Gul Devri
  • Hayatus Sahabe
  • Kutsal Emanetler
  • Mucizati Ahmediye
  • Multimedia
  • O Herkesin Peygamberi mp3
  • Salavat
  • Semail-i Serif
  • Siirler
  • Sunneti Seniye
  • Vakti Magfiret
  • Bağlantılarım
    RSS
    O'na Ait Eserler