ANASAYFA

PROFİL

ARŞİV
O'na Not Bırakın
Sizin için,bir ömür ayıran sevgiliye Ömrünüzden bir vakit ayırmaya hazırmısınız... Sizin için bir ömür ağlayan bir sevgiliye not bırakmak için resime tıklayın
Kalemden Dökülenler
Bu Vuslatı Hicran Etme...
...
Naz Ayı Ramazan...
...
SEVGİLİ…
Beraat Vakti...
Hani Bir Yanımız...
Leyle-i Mirac
Zindan
Bırakıp Gittiğin Kadarız
Başlıksız
Derdimendim...
Medine'nin Gülü...'Muhyi'...
...Ayrılana dek...
Yangınımızı Daim Eyle..
Üç aylar ...
Ey Vahdet !
8 Haziran__ Peygamberimiz Efendimiz (S.a.v.)'in Vefatı..
YAKARIŞ...
Allah Yeter...
Kelamullah
Hadis Günlüğü
En Emin El Emin(S.a.v)
Bağlantılarım
RSS
Hayırda Yarış

Ahir Zaman Garipleri

5/11/2009

Bu Vuslatı Hicran Etme...

Cânı vahdet denizine gark olan câna,
Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimetlere eriştirdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır. [Nisâ:69]

İlhamıyla aşkın varlık var oldu / Önce dalgalanıp sonra duruldu
Farketmedi bu hikmeti nâdanlar / Anlayanlar can evinden vuruldu…




Bir ağaçdır bu âlem, meyvesi olmuş âdem ve bu âdem meyvesinin çekirdeğidir“söz” Lâkin ne vakit Söz söylemeye niyetlensek


Hz. Pir gelir hatrımıza:
“Mâdemki Peygamber değilsin, ümmetten ol. Mâdemki pâdişah değilsin teb’asından ol. Susarak yürüyen âriflerin izine düş ve sende sus; kendiliğinden bir karara varma zahmete düşmeğe kalkışma. Bir üstadın gölgesi altında onun emirlerine uyarak ses çıkarmadan susarak yürü… Madem ki Hakk`ta fânî olup Hakk`ın lisânı olamadın; bâri kulak kesil! Bir şey söyleyeceksen bile suâl tarzında söyle de, sözün bir şeyler öğrenmeye yarasın! Padişahlar padişahıyla hiçbir şeyi olmayan fakir ve muhtaçlar gibi konuş!”

Bir perde olan “Ben”i susturup sessizce yürüme gayretindeki bu mektupta sevgiliden hikayeler nakledelim:
Şeyh Sâdî, velîlerin bütün güzelliklerini Allah Rasûlü’ne borçlu olduklarını, bütün gönül sermâyelerini rûhâniyet-i Rasûlullah’tan tefeyyüz ettiklerini, Gülistan adlı eserinde temsîlî bir üslûb ile şöyle hikâye eder:


“Bir kişi hamama gider. Hamamda dostlarından biri kendisine temizlenmesi için güzel kokulu bir kil (temizleyici toprak) verir. Kilden, rûhu okşayan enfes bir râyiha yayılır. Adam kile sorar:
“–A mübârek! Sen misk misin, amber misin? Senin gönül çekici güzel kokunla mest oldum…”

Kil ona cevâben şöyle der:
“–Ben misk de amber de değilim. Bildiğiniz, alelâde bir toprağım. Lâkin bir gül fidanının altında bulunuyor ve her seher gül goncalarından süzülen şebnemlerle yoğruluyordum. İşte hissettiğiniz, gönüllere ferahlık veren bu râyiha, o güllere âittir…”

Gül, Hazret-i Peygamber r Efendimiz’in sembolüdür. Şu fânî hayat dershânesindeki en mühim tahsil de; O Güller Şâhı’nı tanıyabilmek, O Gül’ün mübârek kokusundan ve rûhânî dokusundan nasip alabilmek, O Gül’ün yaprağında bir şebnem tânesi olabilmektir…

Heyhat o gül bahçesinde durmaya nâil olanlar dahi vuslatta gördükleri firkat hüznüyle zârı zârı ağlıyor; O güzeller güzelini dünya gözüyle gören, mâh cemaline hayran kalıp ona gönül veren aşıkların sesine Hz. Aişe (r.a) annemizin rivayetiyle kulak verelim:

Bir gün Resûlullah’ın yanına bir adam geldi ve ona dedi ki: – Ey Allah’ın elçisi! Ben seni canımdan daha çok seviyorum. Seni oğlumdan da çok seviyorum. Bazan evde otururken aklıma sen geliyorsun. O zaman ev bana dar geliyor. Hemen kalkıp yanına geliyor ve mübarek yüzüne bakarak ferahlıyorum. Seni görmesem, canım çıkacakmış gibi oluyor. Fakat beni bir mesele düşündürüyor. Yarın ikimiz de öleceğiz. Sen cennete girince, diğer peygamberlerle beraber olacaksın. Ben ise daha aşağı mertebede kalacağım için, cennette seni bir daha görememekten çok korkuyorum.

Adam sözlerini bitirdi; fakat Hz. Peygamber(sav) ona bir cevap vermedi. Derken Nisa suresinin 69. ayet-i kerimesi nazil oldu: “Kim Allah’a ve Resûlle itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîklar, şehitler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır.”

İşte aşk budur. Aşık da ayrılık acısını daha vuslatta iken sezen bu sahabîdir. Yüce Rabbim bizleri onun şefaatına nail eylesin (Amin ya Muîn)

Ayrılıktan şikayet edenler, hicran yarasının ölümden de acı olduğunu böyle dile getiriyorlar. Anlaşılan odur ki, ölüm, Efendimizin ifadesiyle, “Lezzetleri bıçak gibi kesen” acılığına ve soğukluğuna rağmen, Allah’ın emridir diye kabullenilmiştir. Ama ayrılık hiçbir zaman munis görülmemiş, bu ölümden de soğuk nesne aşıklara her zaman “el aman” dedirtmiştir.

***

Allah’ım bu vuslatı hicran etme
Aşkın sarhoşlarını nalan etme
Sevgi bahçesini yemyeşil bırak
Bu mestlere, bahçelere kasdetme
. . .
İkbal kıblesi yalnız bu halkadır
Umut kabesin öyle viran etme
Bu çadır iplerini öyle katma
Çadır senindir eya sultan etme
Yok dünyada hicrandan daha acı
Ne istiyorsan et de onu etme

Vakt-i şerif, Aleme bayram olan Cuma,
ömür ve şahsiyetlerimiz, ahir ve akibet,
zahir ve batınlarımız hayrola, aşk ola, aşk ile dola,
Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola
Şefaat û nebi cümlemize nasib ola efendim

Ya Rab! Bizleri sevdiklerin ile hemdem eyle, onlardan ayırma! Onların yanı cennet, uzağı ise cehennemdir. Bizleri onlardan ayırma ki, onların nurundan doya doya içelim.

 

Esma-i Nebi


"Hz. MUHAMMED s.a.v 'in İsimleri Ve Manaları "


ABDULLAH
(Allah (cc)'ın kulu)


ÂBİD
(Kulluk eden, ibadet eden)


ÂDİL
(Adaletli)


AHMED
(En çok övülmüş,sevilmiş)


AHSEN
(En Güzel)


ALİ
(Çok Yüce)


ÂLİM
(Bilgin,Bilen)


ALLAME
(Çok Bilen)


ÂMİL
(İşleyici,İş Ve Aksiyon Sahibi)


AZİZ
(Çok Yüce,Çok Şerefli Olan)


Beşir
(Müjdeleyeci)


BURHAN
(Sağlam Delil)


CEBBAR
(Kahredici,Galip)


CEVAD
(Cömert)


ECVED
(En iyi,En Cömert)


EKREM
(En şerefli)


EMİN
(Doğru Ve Güvenilir Kimse)


FADLULLAH
(Allah-ü Teâlanın ihsânı, fazlına ulaşan)


FARUK
(Hakkı Ve Bâtılı Ayıran)


FETTAH
(Yoldaki Engelleri Kaldıran)


GALİP
(Üstün Olan)


GANİ
(Zengin)


HABİB
(Sevgili,Çok Sevilen)


HADİ
(Doğru Yola Götüren)


HAFIZ
(Muhafaza Edici)


HALİL
(Dost)


HALİM
(Yumuşak Huylu)


HALİS
(Saf,Temiz)


HAMİD
(Hamd Edici,Övücü)


HAMMAD
(Çok Hamdeden)


HANİF
(Hakikate sımsıkı sarılan)


KAMER
(Ay)


KAYYİM
(Görüp,Gözeten)


KERİM
(Çok Cömert,Çok Şerefli)


MACİD
(Yüce Ve Şerefli)


MAHMUD
(Övülen)


MANSUR
(Zafere Kavuşturulmuş)


MASUM
(Suçsuz,Günahsız)


MEDENİ
(Şehirli,Bilgili Ve Görgülü)


MEHDİ
(Hidayet Eden,Doğru Yola Erdiren)


MEKKİ
(Mekkeli)


MERHUM
(Rahmetle Bezenmiş)


MES'UD
(Mutlu)


METİN
(Çok Sağlam Ve Güçlü)


MUALLİM
(Öğretici)


MUKTEDA
(Peşinden Gidilen)


MÜBAREK
(Hayırlı,Breketli)


MÜCTEBA
(Seçilmiş)


MÜKERREM
(Şerefli,Yüce)


MÜKTEFİ
(İktifâ Eden,Yetinen)


MÜNİR
(Nurlandıran,Aydınlatan)


MÜRSEL
(Elçilikle Görevlendirilmiş)


MÜRTEZA
(Seçilniş,Beğenilmiş)


MUSLİH
(Islah Edeci,Düzene Koyucu)


MUSTAFA
(Çok Arınmış)


MÜSTAKİM
(Doğru Yolda Olan)


MUTİ
(Hakka İtaat Eden)


MU'Tİ
(Veren İhsân Eden)


MUZAFFER
(Zafer Kazanan,Üstün Olan)


MÜŞAVİR
(Kendisine Danışılan)


NAKİ
(Çok Temiz)


NAKİB
(Halkın İyisi,Kavmin En Seçkini)


NASİH
(Öğüt Veren)


NATIK
(Konuşan, Nutuk Veren)


NEBİ
(Peygamber)


NECİYULLAH
(Allah'ın Sırdaşı)


NECM(İ)
(Yıldız)


NESİB
(Asil,Temiz Soydan Gelen)


NEZİR
(Uyarıcı, Korkutucu)


NİMET
(İyilik,Dirlik Ve Mutluluk)


NUR
(Işık,Aydınlık)


RAFİ
(Yükselten)


RAGIB
(Rağbet Eden,İsteyen)


RAHİM
(Mü'minleri Çok Seven)


RAZİ
(Kabul Eden,Hoşnut Olan)


RESUL
(Elçi)


REŞİD
(Akıllı,Olgun,İyi Yola Götürücü)


SAİD
(Mutlu)


SABIR
(Sabreden, Güçlüklere Dayanan)


SADULLAH
(Allah'ın Mübârek Kulu)


SADIK
(Doğru Olan,Gerçekci)


SAFFET
(Arınmış,Seçkin Kişi)


SAHİB
(Mâlik,Sohbet Edici)


SALİH
(İyi Ve Güzel Huylu)


SELAM
(Noksan Ve Ayıptan Emin Olan)


SEYFULLAH
(Allah'ın Kılıcı)


SEYYİD
(Efendi)


ŞAFİ
(Şefaat Edici)


ŞAKİR
(Şükredici)


TAHA
(Kur'ân-ı Kerîm'deki İsmi)


TAHİR
(Çok Temiz)


TAKİ
(Haramlardan Kaçınan)


TAYYİB
(Helal,Temiz,Güzel,Hoş)



VAFİ
(Sözünde Duran,Sözünün Eri)


VAİZ
(Nasihat Eden)


VASIL
(Kulu Rabb'ine Ulaştıran)


YASİN
(Kur'ân-ı Kerîm' deki İsmi,Gerçek İnsan,İnsan-ı Kâmil)


ZAHİD
(Mâsivadan Yüz Çeviren)


ZAKİR
(Allah'ı Çok Anan)


Veda Hutbesi
Veda Hutbesi

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Kategorilerim
Emaneti Kudsiye
<%Emaneti Kudsiye%>








O'na Ait Eserler

Blog Ekle